Amadeus Cabernet Sauvignon 2010

Bu şaraptan daha önce bahsetmiş ve birçok yorum almıştım. Onca yorumdan sonra ve en son İstanbul’da düzenlenen Masters of Wine Weekend‘de bu şarap 88 puan aldıktan sonra tekrar denemek istedim. Şarabı bir türlü bulamadığımı duyan Amadeus Şaraplarının sahibi Oliver Gareis sağ olsun şarabın kapıma kadar gelmesini sağlayınca artık denememem için hiçbir sebep kalmamış, aksine denemem için fazlasıyla sebep birikmişti!.

Birkaç gün önce Amerikalı bir blog yazarının şarapta alkol seviyesinin ne kadar olması gerektiğine dair tartışmalar olduğundan bahseden bir yazısını okumuştum (ne yazık ki yazıyı nerede okuduğumu hatırlayamadığım için sizlerle paylaşamıyorum). Eğer Amadeus Cabernet Sauvignon’u tatmamış olsaydım bu tartışmanın neden anlamlı olduğunu anlayamazdım.

Amadeus Cabernet Sauvignon 2010, şişeden kadehe ilk aktardığınızda alkolün varlığını şarabın kokusundan bile anlayabileceğiniz bir alkol seviyesine sahip (%14,5). Aslında bir şarapta alkol seviyesi zaten belirli bir aralıkta olur (hacmen %8 – .%14,5), ama bu aralık dahilindeki farklılık bile fark ediliyor. İlk tattığımda alkolün belirginliği beni birazcık rahatız etse de sonrasında alkolün çok hafifçe de olsa boğazımı yakar gibi bir his bırakması hoşuma gitti. Zaten şarap bir süre havalandırılınca alkolün belirginliği kayboluyor ve hatta Cabernet Sauvignon’un belirgin tanenleri de yumuşayarak şarap tek üzümden yapılmış olmanın getirebileceği sivrilikleri törpülenmiş, yuvarlak ve oldukça güzel, meyvemsi bir lezzete kavuşuyor.

Yaklaşık yedi ay öncesine göre şarabın tadının daha yuvarlak, daha oturmuş olduğunu düşünüyorum. Şarapta yüksek alkol sevmeyenlerdenseniz belki çok sevmeyebilirsiniz, ama yine de denemeye değer. İçmeden önce mutlaka bir süre havalandırmanızı öneririm, yoksa bu şarabın keyfini ıskalayabilirsiniz.

This entry was posted in Şarap Deneyimleri and tagged , , . Bookmark the permalink.

4 Responses to Amadeus Cabernet Sauvignon 2010

  1. Şarapsal says:

    ikinci denemeden sonraki fikrinizi merak ediyordum. belli ki bu şarabın iyi havalandırılması önemli. bozcaadadan bir iddialı üreticinin daha çıkıyor olmasına seviniyorum. adanın çok güzel bir kültürü var.

  2. Elif Ersin Sarıgül says:

    Ben de sizin yorumunuzu okumuştum kısa bir süre önce, “ilk başta kapalı olsa da bir gelişim gösteriyor” demiştiniz, demek ki şarabın biraz zamana ihtiyacı var. Bozcaada’nın şarapları beni biraz zorluyor ama alıştıkça hoşuma gitmeye başladı, bu yüzden ben de seviniyorum.

  3. oliver gareis says:

    Alkol kokusu konusu:
    Şarabın lezzetini tasıyan ve eskimesini saglayan 2 tane önemli unsur vardır, biri asit, diğeri ise alkol oranı, bunlar şarabın omurgasıdır. Asit olmayınca şarap düz, damakta kısa ve baygındır. Alkol oranı düşük olunca da benzer bir algı oluşuyor. Mesela aynı biranın light ve normal versiyonlarını için: boğazdan geçer geçmez tat gidiyor, halbuki normal oranli bir birada tat damak ve boğazda kalıyor. Şarapta da olay aynı, ancak şarabın biraya gore daha yüksek alkollü olduğu icin daha çok alkol kokuları gelir. Bu sorun hep kırmızı şaraplarda çıkar. Sebebi ortada: kırmızı şaraplar genelde fazla sıcak servis ediliyor. Şarap (kırmızı) asla oda ısında değil, 17-18 derecede servis edilmeli ve havalandırılmalı. Nedeni çok basit: alkol 20 derecede (ortam isisi) buharlasmaya başlar ve şarabın içindekilerden ilk buharlaşanıdır. Şarap fazla sıcak olduğunda önce alkol buharının kokusunu alırsınız, meyve kokuları ise arka planda kalıp alkol tarafından maskelenir (sıcak şarabı bir düşünün: sadece alkol kokusu gelir!). Bunu önlemek için evinizde duran kırmızı şarabı içmeden önce açıp 10-15 dakika buzdolabına koyarsanız en doğrusu yapmış olursunuz.
    Alkol oranlarına gelince: Türk Gıda Kodeksinin Şarap tebliği Avrupa’nin uyguladığı kural ve kanunlarının aynısıdır. %16 Alk. e kadar üzüm şarabı, normal üzüm şarabı sınıfına giriyor.
    Türkiye (Ege) sıcak iklimli bir ülke / bölge. Üzümlerin olgunlaşması, hasata hazır olması sadece sekerin istenilen seviyeye ulaştı anlamına gelmez. Üzümün belli bir tat zenginliğini ulaşması için belirli bir gün sayısı da gerekiyor. Bu sebepten dolayı buralarda şeker oranları daha yüksek / şaraplar daha alkollü. Şarap %13 Alk. olsa diye mesela sorsanız: teknik olarak şaraptan alkolü çekebilirsiniz, ama aromasındanda almış olursunuz, yada üzümü daha erken hasat edersiniz. Ama bu durumda ise henüz tam olgunlaşmamış bir üzümü hasat etmiş olursunu. Bence yüksek alkol dereceli şaraplar daha zengin, fazla sıcak servis edildiklerinde bir eziyet, doğru ısıda ve havalanmış olarak mükkemmel olurlar. Bunlar hepsi bir tarz, bir şarap stili. Ben şahsen şarapta yüksek alkollüleri tercih ederim ama 14 mü 15 mi oran ona pek bakmam. %12-13 alkol oranlı (kırmızı) şarap içtiğimde sanki bir şeyler eksikmişki gibi geliyor bana. Şarap ince zayıf, çelimsiz, kısacası hafif geliyor. Halbuki %14_15 civarında şarapta bir derinlik bir ğüç hissediyorsunuz.

  4. Elif Ersin Sarıgül says:

    Açıklamalarınız için teşekkürler, gerçekten faydalı oldu. Bu şarabı normalde kırmızı şarapları soğuttuğumdan biraz daha fazla soğuttuğumda belirgin bir şekilde daha güzel olmuştu, bunu belirtmeyi atlamışım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>