Bozcaada’da Amadeus Şarapları

Bozcaada’ya ilk gidişim bu blogda yazmaya başladığım günlerin hemen öncesine rastlar. O zamanlar adanın bağlarla, şarap üreticileriyle dolu olduğundan habersiz, restoranlarda birkaç yerel şaraba denk gelmiş, sonra kendimi Corvus’un tadım ve satış yapılan mağazasında bulmuştum. O zamanlar adada henüz Amadeus yoktu. Yani bağları vardı muhtemelen de, şarapları yoktu henüz.

Amadeus 2011′de kendini bizlere ilk kez gösteren, Bozcaada’daki birkaç şarap üreticisinden biri. Şaraplarını tattığımda, adaya bir daha gelirsem kendilerini ziyaret etmeyi aklıma koymuştum ama daha yüzümüz güneşten pembe bile olmamışken ilk iş şaraphaneye gitmeyi planlamamıştım doğrusu. Daha adadaki ilk sabahımızda bahçede kahvaltı ederken sağanak yağmura yakalanıp üstüne bir de elektrik kesintisiyle başbaşa kalınca, plajda veya teknoloji ürünleriyle vakit geçirmek imkansız hale geldi ve daha adadaki ilk günümüzde Amadeus’un sahibi Oliver Gareis’in telefonunu çaldırdık. Kendisinden yol tarifi aldıktan on dakika sonra Amadeus’a varmıştık bile.

Amadeus’un yeri adada bulabileceğiniz haritalarda yer almadığından yerini sizin için kısaca tarif etmeye çalışayım. Adanın merkezinden Ayazma yoluna doğru gitmeye başlayınca biraz ilerde sol tarafta hükümet konağını, sağ tarafta ise birbirinin aynısı olan iki katlı binaları (sanırım apart otel veya yazlık evlerden oluşan bir siteye benziyorlar) göreceksiniz. Bunları gectikten sonra yaklaşık 300 metre ileride sağ tarafta sizi tek başına bekleyen Amadeus’u göreceksiniz. Miniminnacık bir de tabelası var sağa dönmeniz gereken yolun köşesinde. Oradan döneceksiniz, işte geldiniz.

Amadeus’un sahibi Oliver Gereis, biz vardığımızda hemen girişteki satış bölümündeydi. “Ne içersiniz” diyerek günün anlam ve önemini vurgulayan soruyla başladı söze. Bense içeri girer girmez tezgahta bekleyen şişeler arasında Zlahtina 2011′i gözüme kestirmiştim (Caner Bey taa ne zaman şurada bahsetmişti), ilk tercihim o oldu. Ne Chardonnay kadar düşük, ne de Sauvignon Blanc kadar güçlü olan asiditesiyle güzel bir beyaz bence Zlahtina 2011. Hemen ardından Vasilaki ile devam ettik. Vasilaki biraz Sauvignon Blanc’ı andırıyor. Amadeus’un kendi bağlarında Sauvignon Blanc yok, zaten adada yetişmiyormuş pek. Buna rağmen neden dışarıdan üzüm alıp Sauvignon Blanc yetiştirdiklerini sorunca gayet basit bir açıklaması olduğunu öğrenmiş oldum, Oliver Gareis Sauvignon Blanc seviyormuş :)

Bir yandan nasıl roze ve blush şarap üretildiğini dinlerken, diğer yanda Amadeus’un Cabernet Sauvignon’dan ürettiği roze şarabı tattık. Gözüm kapalı içsem, biraz fazla soğutulmuş bir kırmızı şarap olduğunu sanırdım. Oliver bu şarabın 7-8 dereceye kadar soğutulması gerektiği konusunda bizi uyardı, daha sıcak içildiğinde pek hoş olmuyormuş.

Bu sırada Oliver’ın annesi içeriye biraz kirlenmiş pantolon paçalarından dert yanarak girdi. Sabah yağan yağmur herkesi endişelendirmiş, üzümlerin sağ salim yerlerinde durup durmadığına bakmaya gitmiş. Üzümlerin endişelenecek bir durumu olmadığı haberini sevinçle bizimle de paylaştıktan sonra, sanıyorum alt katta sürmekte olan şişeleme işlemine yardımcı olmak için aşağıya indi. Biz de en son hasat edilen (2011) üzümlerden yapılmış, henüz çelik tankta beklemekte olan şaraplardan tatmak için içeriye geçtik. Bence Shiraz da Cabernet Sauvignon da çok güzeldi. Cabernet Sauvignon geçen yıl çok beğenilmişti, Oliver bu senekinin daha da iyi olabileceğini düşünüyor.

Bence gördüğüm en temiz ve titiz imalathanelerden biriydi Amadeus’un şaraphanesi. Kendilerinin “geçmişte su basmıştı, çok iyi durumda değil” dedikleri alt kat da bence gayet iyi durumdaydı. Binlerce şarap şişesini  bir arada görmek beni zaten yeteri kadar şaşırttı, tanklardan ve şişelerden başka bir şey görmedim :)

İçerideki neredeyse tüm çelik tankların, farklı pompaların, cihazların ne işe yaradığını öğrendikten, tankların dibindeki kapakların kırmızı şarabın tortusunu alırken nasıl işe yaradığını, tankların iç yüzeyindeki en ufak bir kaynak izinin tankı temizlerken nasıl sıkıntı yarattığını dinledikten sonra ve hafif de çakır keyif olacak kadar şarap tattıktan artık ayrılma vakti gelmişti. Seçtiğimiz şarapları alıp Amadeus’tan ayrılırken, ileride daha çok Amadeus şarabı içeceğimizi, Amadeus’un çok yakında mecburen dağıtım sorununa bir çare bulacağını, şaraplarının kalitesiyle Bozcaada şarapları arasında kolaylıkla ön plana çıkacağını düşünüyor ve bizim adada geçirilecek sadece 3-4 günümüz varken, kendilerinin adada bağların, şarapların arasında geçirilecek daha birkaç ayı olduğu için Gareis’leri kıskanıyorum biraz…

This entry was posted in 30 TL'nin üzerindeki şaraplar, Şarap Deneyimleri and tagged , , , , , , . Bookmark the permalink.

7 Responses to Bozcaada’da Amadeus Şarapları

  1. oliver gareis says:

    Elif hanim, sizin ve eşinizle tanışmaktan çok memmun oldum. Bu kadar içten, tadim ve sohbet ile geçirdiğimiz vakti o kadar güzel yazıya dökmüşsünüz ki, sanki 2.nci kez aynı tadımı yapmış gibi oldum. Tebrik ederim. Görüşmek üzere,

    Selamlar
    Oliver

  2. Elif Ersin Sarıgül says:

    Biz de sizi tanıdığımıza çok memnun olduk, konukseverliğiniz için tekrar teşekkürler. Sizinle tanıştıktan sonra ertesi gün Karadut Bağevine yemeğe gittik ve orada sizin şaraplarınızdan sunulduğunu görünce kendi şarabımızı görmüş gibi sevindik :)
    Selamlar,
    Elif

  3. Caner says:

    Merhabalar,

    Bende gecen haftasonu adadaydim. Oliver beyle cok guzel bir gorusmem oldu benimde.

    Benim tavsiyemi denediginiz icin tesekkurler.

    Bu yaziyi Amadeus un guzel Zinfandel Rose sini tadarken okumakta ayri bir keyif. Cok guzel bir rose olmus. Alkolu yuksek olsada kesinlikle batmiyor ve bitimi uzun ve cok guzel. Asiditesi tam benim sevdigim olcude. Biraz once Oliver beye mailde attim ve ordada su soruyu sordum. Burdan da soriyim. Acaba bu rose yapiminda uzumleri kirip saplarini ayirdiniz mi yoksa oldugu gibimi prese soktunuz?

    Herkese iyi gunler.

  4. Pingback: Amadeus Zinfandel 2011 | Kadehteki Lezzetin Peşinde

  5. barbaros akkaya says:

    ben yeni bir müptela….biraz geç gelen bir yorum biliyorum ama bende Oliver beyi ziyarete gideceğim … Elif hanımın yakınıyım dersem torpil olucak gibi geliyor ne dersiniz:))

  6. Elif Ersin Sarıgül says:

    Torpile gerek olacağını sanmam :) Oliver Bey zaten güleryüzü ve cömertliğiyle karşılayacaktır misafirlerini.

  7. Ayşegül says:

    Amadeus’un http://www.amadeuswine.com web sitesine girince karşıma bu yazı çıktı: Nadiren içki içen biri olarak gözlerime inanamadım! Bu çağ ve akıl dışı kanuna karşı ülke çapında bir kampanya var mı? Acaba ne yapılabilir?

    “Haziran 2013 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 6487 nolu kanunun “Alkollü içkilerin her ne surette olursa olsun reklamı ve tüketicilere yönelik tanıtımı yapılamaz” hükmü gereğince sitemize erişim engellenmiştir.
    Anlayışınız için teşekkür ederiz.

    According to the Law Nr 6487 published on June 11, 2013 all advertising and marketing activities enhancing the consumption of any alcoholic drinks have been forbidden. Therefore the access to our website has been closed.
    Thank you for your understanding.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>