Sonunda kör tadım da yaptık!

Şarapla ilgilenmeye başladıktan sonra bu yeni ilgimin benim için en beklenmedik ve keyifli getirisi, çevremdeki bir çok kişinin ve özellikle yakın arkadaşlarımın da bu ilgime heyecanla eşlik etmeleri oldu. Ne zaman bizim evde toplansak, evdeki aromalı absolute’lar, duty free’den alınmış viskiler, dolaptaki biralar dururken şarap şişeleri hızla boşalır oldu. İlk başlarda birkaç seminere ve şarap tadımına yalnız gittikten sonra bunu fark eden arkadaşlarım, bu etkinliklere kendilerini de çağırmamı istemeye başladılar. Öyle bir noktaya geldik ki sonunda, çevremdekiler benden kendileri için şarap tadım organizasyonları düzenlememi ister oldular.

İşte bu tür organizasyon taleplerinden biri de, ta Amerika’da yaşayıp gördüğü yenilikleri bizlerden esirgemeyen arkadaşım Esra’dan geldi! O uzak medeniyette şarap severler, kendi aralarında “kör tadım” denilen etkinlikler organize eder, şişelerin üzerinde ne yazıldığı anlaşılmayacak şekilde sarılmış şarapları birlikte tadar, ve şarapların arasındaki farkları  yorumlayarak tattıkları şarapların ne olduğu hakkında tahminde bulunmaya çalışırlar, böylece hem değişik şaraplar tatmış hem de arkadaşlarıyla keyifli vakit geçirmiş olurlarmış. Ben de tabi geri kalır mıyım, Esra tatil için geldiği İstanbul’dan ayrılmadan hemen bir kör tadım organize ettim.

Kör tadım günü geldiğinde şarap tadımı sırasında atıştırılacak tüm yiyecekler için (şarabın önüne geçmeyecek, hafif, baharatsız bir şeyler olmasını istedim) çoktan alışveriş yapılmıştı ama hala hangi şarapların tadılacağına karar verememiştim! Benim şaraba ilgi duymaya başladığım günden beri benimle birlikte bu ilgiyi paylaşan, benim kadar okumasa da ve seminerlere benimle birlikte katılmasa da neredeyse tattığım tüm şarapları tatmış olan sevgili eşimden yardım istedim. (Kendisi zaten tadım sırasında da benden çok daha başarılı tahminler yaparak kendini kanıtladı! Ben de suçu sürekli olarak kullandığım ve bu aralar özellikle bağımlı olduğum antihistaminik ilaçlara atıyorum :) Bence tat ve koku yeteneğimi köreltiyorlar.) Abartısız birkaç saat bu konuya kafa yorduktan sonra, tadılacak tüm şarapların tek üzümden üretilmiş olmasına (monosepaj) ve farklı karakterleri belirgin olan üzümler seçmeye özen göstererek altı şarap seçtik:

  1. Chamlıja Sauvignon Blanc 2011
  2. Amadeus Zlahtina 2011
  3. Turasan Kalecik Karası Syrah 2011
  4. Chateau Nuzun Pinot Noir 2010
  5. Banfi Rosso di Montalcino 2005
  6. Amadeus Shiraz 2010

 

Bu şarapların her birini resimde gördüğünüz şekilde gazete kağıtlarına sarıp numaralandırdım. Tadım sırasında önce beyazları, sonra roze ve kırmızıları kadehlere koyarak tattık. Tadım için yeterli kadehimiz olmadığından ve tadım için özel olarak kadeh de almadığımızdan, evde ne kadar kadeh veya kadehe benzeyen bardak varsa kullanmak durumunda kaldık. Bu konuda kendimle gurur duyduğum bir noktayı belirtmek istiyorum. Evimizin salonunda bir vitrinin içerisinde, büyükannelerin çeyizlerinden kalma, kimbilir kaç kuşaktır öylece beklemekten sıkıntıdan patlayan, işlemeli likör ve şarap kadehleri var. Bu kadehler nihayet bu tadım organizasyonları sayesinde birer işleve sahip oldular. Bence onlar da mutlu biz de :)

Tadım öncesinde herkese birer not defteri dağıtarak not almalarını önerdim. Şarap tadımları için yapılmış olan aroma şemasını da not alırken kolaylık sağlaması için masada elden ele gezdirdik. Ertesi sabah not defterlerine göz attığımda herkesin benden çok daha dikkatli ve detaylı not almış olduğunu görünce öğrencilik yıllarından bu yana hiç değişmemiş olduğumu anladım!

Tattığımız şaraplar arasında beni en çok şaşırtan beyazlar oldu. Hangisinin Chamlica Sauvignon Blanc, hangisinin Amadeus Zlahtina olduğunu tahmin etmeye çalışırken yedi kişi ikiye bölündük. Ben gerçekten çok zorlandım ve şaşırdım. Her iki şarabın rengi de çok açık ve birbirine çok yakın bir altın sarısı ve her iki şarabın da asiditesi yüksek. Amadeus Zlahtina beklediğimden çok daha canlı, narenciye aromalarıyla serinletici, güzel bir şarap. Chamlıja Sauvignon Blanc ise beklediğimden çok daha tatlı aromaları olan, yine canlı ve serinletici, güzel bir şarap. Bu iki şarap aslında aynı fiyat kategorisinde değiller (Chamlija daha yüksek fiyatlı), bu yüzden karşılaştırma için seçerken biraz tereddüt etmiştim, ama lezzet olarak bence aynı kategoride sayılabilirler (hatta ben Zlahtina’yı azıcık daha çok beğenmiş olabilirim). Elbette fiyatı belirleyen lezzet dışında onlarca faktör olduğundan bu olağan.

Seçtiğimiz pembe şarap, Turasan Kalecik Karası Syrah 2011, aslında kör tadımda kırmızılarla birlikte tadılabilecek kadar koyu renkli bir şarap. Bu şarabı onlinemahzen’in Çiftehavuzlar Mağazası’ndan Erdem Bey’in önerisiyle almıştım. En sevdiğim roze diyemem, ama gerçekten güçlü, karakterli, farklı bir roze. Gözünüzü kapadığınızda kırmızı şarap sanabileceğiniz pembe şaraplardan biri bana kalırsa.

Kırmızılarda ise, Amadeus Shiraz’ı hemen hemen herkes diğerlerinden ayırt edebildi. Güçlü kırmızı meyve aromaları, gövdeli oluşu ve koyu bordo rengiyle kendini belli eden, güzel bir şarap. Chateau Nuzun Pinot Noir ile Banfi Rosso di Montalcino (Sangiovese üzümünden iretilmiş) ise bazılarımızı (ben dahil) zorladı. Pinot Noir Türkiye’de bildiğim kadarıyla sadece üç üretici tarafından tek başına şarap üretiminde kullanılıyor (diğer üreticilerden biri Chamlija, diğeri de şurada okuduğum kadarıyla Likya). Bu nedenle çok alışık olduğum bir üzüm değil. Sangiovese de bir İtalyan üzümü ve ona da kesinlikle aşina değilim. Bu nedenle kör tadımda iki şaraptan hangisinin hangisi olduğunu tahmin edemedim. Aslında sonradan renklerine bakmak aklıma geldiğinde, 2005 rekoltesi olan Banfi Rosso di Montalcino kiremit rengine yaklaşmış soluk rengiyle kendini belli ediyordu (şaraplar yıllandıkça renkleri biraz soluyor, parlaklığını yitiriyor). Her ikisi de yumuşak içimli, orta-az gövdeli, oldukça güzel şaraplar, yalnız bana göre Chateau Nuzun Pinot Noir biraz daha asiditesi yüksek ve biraz daha meyvemsiydi ve diğerinde biraz vanilya aroması hissediliyordu.

İşte böylece bir kör tadım yapmış olduk. Hiç zor bir şey değil aslında. Temelde yaptığımız şey, birkaç şarap alıp şişeleri sararak ne olduklarını saklamak ve sonra tattığımız şaraplara konsantre olup karakteristik özelliklerinin farkına varmaya çalışmaktı. Oldukça eğlenceli geçtiğini ve öğretici olduğunu söyleyebilirim. Bunda elbette katılımcıların payını yadsıyamam. Size de tavsiyem böyle organizasyonları sevdiğiniz, hoşsohbet kişilerle birlikte yapmanız. Hayat kötü şarap içmek için de, birlikte geçirdiğiniz zamana keyif katmayan insanlarla vakit kaybetmek için de çok kısa.

This entry was posted in 30 TL'nin üzerindeki şaraplar, Şarap Deneyimleri and tagged , , , , , , , , , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>