Kayra Wine Center ile Wine & Dine @Mimolett

Kayra Wine Center zaman zaman Mimolett Restoran’da Wine & Dine akşamları düzenliyor. Kayra’nın seçtiği birkaç şarap ile bu şaraplarla uyumlu olduğu düşünülen birkaç yemek eşleştiriliyor. Böylece 4-5 çeşit yemekten ve aynı sayıda şaraptan oluşan; “amuse bouche”uyla, başlangıcıyla, ana yemeğiyle, tatlısıyla bir ziyafet sofrası çıkıyor ortaya.

Bu sofrada yer almak için tek yapmanız gereken rezervasyon yaptırmak. Belirlenen gün geldiğinde 10-20 kişilik bir masada yeriniz hazır oluyor. Genellikle Kayra Wine Center’dan bir kişi yemek ve şarap eksenindeki sohbeti yönlendiriyor. Sohbet kimi zaman, genellikle ilk dakikalarda bir ders havasına bürünüyor, kimi zaman ise sofradakilerin hızla kaynaşması sonucunda konu yemek ve şarabın dışına da çıkabiliyor.

Bu akşamlara bugüne kadar üç kez katıldım. Aslına bakarsanız, benim için bu akşamlarda yemek biraz fazla ön planda. Yemek yemeyi ve yeni tatlar denemeyi severim, ama genellikle sadelikten yanayımdır. Örneğin makarnayı sossuz gayet keyifle yiyebilirim, ya da bir dilim bonfileyi tavada veya ızgarada pişirip üzerine sadece karabiber serperek yemeyi tercih edebilirim. Wine & Dine’da ise her yemek bir sanat eseri sayılabilecek seviyede oluyor. Aslında şarap üretmek de oldukça emek isteyen bir iş elbette, ama üzümleri bağda yetiştirenler, şaraphanede üretim sürecine katılanlar o sırada sofrada olmadığından, yemekler ister istemez daha bir sükse yapıyor.

Yemek sırasında ya restoranın şefi değerli Murat Bozok, ya da sömeliyesi Atakan Bey masaya gelip her yemek hakkında bilgi veriyor. Bunu yapmasalar bazen gerçekten de ne yediğimi anlayamayabilirim. Tabakta sadece 4 parça bir şey görünüyor örneğin, mesela karides, bulgur, domates, ve jöle diyelim. Bunların her birinin ayrı ayrı saatler süren aşamalardan geçmiş olması mümkün. O uzun aşamalardan sonra zaten örneğin tabaktaki domates, domates dendiğinde aklınıza gelen şeyden çok farklı görünüyor ve tat veriyor olabilir :) Sonuçta ortaya tatlar çoğu zaman benim için şaşırtıcı ve muhteşem oluyor açıkçası. Bu nedenle “benim tarzım değil” diye şikayet edecek değilim.

Şaraplara gelirsek, bu yemeklerde tadılan şaraplar her zaman Kayra’nın şarapları olmayabiliyor. Birkaç kez ithal şaraplara da menüde yer verildiğine tanık oldum. Sanıyorum başlangıç yemeğiyle birlikte bir beyaz, ana yemekle birlikte kırmızı ve tatlıyla birlikte bir tatlı şarap mutlaka oluyor. Son seferinde Kayra şaraplarından bir beyaz,bir kırmızı ve bir likör şarap dışında bir de Almanya Rheingau’dan bir Riesling vardı: Schloss Volrads, Riesling, 2009. Riesling’in çok değer verilen bir üzüm olduğunu bilmekle beraber, Türkiye’de bulunmadığından bu benim bugüne kadar içtiğim ilk Riesling oldu. Neredeyse köpüklü şarapmış hissi yaratan, asidi yüksek, tazelik ve ferahlık hissi veren, rengi diğer beyaz şaraplara göre koyu sayılabilecek bir sarı tonu olan bir şarap. Ben çok fazla sevmedim açıkçası; bence bazı şarapları tadar tatmaz seviliyor, bazı şaraplar ise müzik gibi, tekrar tekrar tecrübe edildikçe seviliyor, belki bu da o zaman isteyen şaraplardandır. Yine de, somon balığı ile birlikte iyi bir ikili olduklarından kadehi hemen bırakmadım elimden.

Daha önce tatmış olmadığım şaraplarla ve yemeklerle tanışman dışında Wine & Dine gecelerinden bugüne kadar öğrendiğim birkaç şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle; menüde ne kadar muhteşem görünen, albenili ismi olan yemekler yer alsa da, ne et yemeği, ne tatlısı, en muhteşemi daima şefin sürpriz ikramı olan “amuse bouche” oluyor! Son seferinde bir kahve fincanı boyunda bir fincanda yanılmıyorsam elmalı bir kereviz çorbası vardı. Çorbanın üzerinde de galiba trüf mantarı yağı/köpüğü (şeften özür dilerim, not almamışım ve üzerinden zaman geçtiği için hatırladıklarımdan emin olamıyorum). Ama ne çorba! Ben böyle şey görmedim arkadaş :) müthiş bir başlangıç oldu. Buradan vardığım sonuç, belki de menüden yemek seçmek yerine şef ne önerirse ona razı olmanın yerine göre daha doğru bir tercih olabileceği.

Sanırım bu akşamların amacına ulaştığının bir kanıtı olarak, tadından hoşlanmadığım bir yemek ile tadından hoşlanmadığım bir şarap bir araya gelince ortaya güzel bir şeyler çıkabildiğini gördüm bu etkinliklerde. Örneğin ben fazla yağlı, ağır yemekleri, yağlı etleri sevmem, ama yanlarında bu ağırlığı, yağlı tadı dengeleyecek bir şarap varsa bu tür yemekleri keyifle yiyebiliyorum.

Son olarak bir itirafta bulunacağım. Damak tadına önem veren bir ailem vardır ve “bu yemek şöyle yapılsa daha güzel olur, şöyle yapılsa daha yumuşak olur” tarzında kısa önerilerin yapılmasına alışık sayılırım, ama yemeği tattığımda ne hissettiğim hakkında saatlerce konuşmaya alışamadım henüz. Yemeğin hangi parçasının, şarabın hangi özelliğiyle uyduğu hakkında konuşmak bana biraz tuhaf geliyor. Evet, şarap üzerine sayfalarca yazmış ve üç kez kendi isteğiyle Wine & Dine’a katılmış biri olarak bunu itiraf etmem biraz saçma sanırım ama gerçek bu.  Hem ilgi duyuyorum, hem de tuhaf geliyor. Organizasyona saygım var, bence yemek şarap uyumunu yakalamaya çalışanlar için son derece faydalı ve keyifli bir etkinlik. İyi ki yapılıyor, ben de isteyerek katılıyorum. Ama işte, sohbete isteyerek katılmakla beraber içimden bazen “ne diyoruz biz” diyorum :)

This entry was posted in Şarap Deneyimleri and tagged , , , , , . Bookmark the permalink.

2 Responses to Kayra Wine Center ile Wine & Dine @Mimolett

  1. Dostbahcesindenlezzetler says:

    Elif cok guzel bir gece olmus ve muthis guzel paylasmissiniz, cok keyifle okudum.. Boyle bir ortamda bulunmayi cok isterim denk gelirsem bir gun belki :)) diyorum. Burada ben simdiye kadar bu sekilde bir organizasyon duymadim, ozel olarak bir sarap center in hazirladigini, daha cok genel..karisik ve ayakustu gibi biliyorum ama yaniliyorda olabilirim, …birde yaz zamani wine bahcelerinde olanlar cok guzel oluyor..sizinki gercekten zevkliymis, yemegi ile saraplari ile ortami ile ve sanirim masalarda oldukca lux hazirlanmis gibi? geldi .. Riesling benim senelerdir alisamadigim bir tat ve artik -ne kadar ozel olursa olsun- tatmiyorum bile:( Birde sekerli oluyorlar azdaha, sarapta seker orani ictiklerimi cok etkiliyor.. ama yinede belirli yemeklere keyif veriyor tabiki..zevkler ve saraplar taritsilmaz:))
    Tesekkur ediyorum paylasiminiz icin..sevgiler :)

  2. Elif Ersin Sarıgül says:

    Güzel bir gece oldu ve ortam da çok hoş ve şık gerçekten. Mimolett restoran çok kaliteli ve keyifli bir yer. Bildiğim kadarıyla Türkiye’de Michelin yıldınızına aday olabilecek kriterlere sahip birkaç restorandan biri. Bizim yemek masamız restoranın arka tarafında, restoranın geri kalanından ayrı bir odadaydı. Odanın dekorasyonu da restoranın geri kalanına göre biraz daha süslüydü sanki. Sizin oralardaki organizasyonlar da güzelmiş, öyle önceden planlamadan, rezervasyon yapmadan, ayaküstü uğranabilecek, bahçede şarap tatılabilecek etkinlikleri de biz özlüyoruz :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>