Peynir ve Şarap

Anatolian Vineyards‘ın düzenlediği, duyuların, algılama yeteneğinin geliştirilmesi yoluyla şaraptan daha çok keyif alabilmeyi vaat eden 4 haftalık (haftada bir gün, 3er saat) tadım seminerine gitmeyi çok istemiştim, ancak yeterli talep olmadığından seminer başlayamadı. Tadım ve algılama ile ilgili bir seminere katılacağım diye o kadar heveslenmiştim ki katılamayacağımı öğrenince, aslında hiç de aklımda olmayan başka bir seminere katıldım: Peynir ve Şarap.

Seminerin organizasyonundan şarapların sunumuna kadar her adım ile bizzat ilgilenen Perran Hanım beni Kanyon’daki tadım organizasyonundan hatırlayarak hafızasına hayran bıraktı. O gün oradaki kalabalığı gördüyseniz neden hayran kaldığımı daha iyi anlayabilirsiniz. Hatırlanmak güzel şeymiş, ben de yüzleri hafızama almak konusunda daha çok çaba göstermeliyim.

Peynir ve Şarap başlığı altında konuşurken, şaraptan (ve aslında yediği/içtiği her şeyin tadına varmaktan) ve bu konuda sohbet etmekten ne kadar keyif aldığı her halinden belli olan Saba Açıkgöz’ün yönlendirmeleri ile altı farklı peyniri, üç beyaz ve üç kırmızı şarap eşliğinde tadarak hangi eşleşmenin daha uyumlu olduğu, neden daha uyumlu olduğu, uyumsuz olursa ne olacağı konusunda fikir yürütmeye çalıştık.

Gerçekten de örneğin yağlı  bir peynir ile asidi yüksek bir beyaz şarabın diğer alternatiflerinden çok daha iyi gittiğini açıkça görmüş oldum. Oldukça yağlı, normalde tercih etmeyeceğim bir keçi peyniri ile normalde yüksek asidi nedeniyle uzak durduğum Sauvignon Blanc (bizim tattığımız Umurbey 2007) biraraya gelince gayet lezzetli bir ikili oldu. Bundan yola çıkarak yağlı yemeklerde asidi yüksek şarapların daha iyi uyum sağlayabileceği şeklinde bir genelleme yapmak mümkün elbette.

Ben aslında her Türk gibi peynir çeşitlerini yemekten önce veya sonra değil kahvaltıda tüketiyorum. Kırk yılda bir dışarıda içtiğim şarabın yanında bir peynir tabağı sipariş ettiğim zaman da peynir çok sevdiğim bir yiyecek olduğundan içtiğim şarabın ne olduğuna bakmadan gelen tüm peynirleri mutlaka tadıyorum. Bu nedenle bu seminere katılmış olmamın eylemlerimde önemli bir değişikliğe yol açacağını sanmıyorum, ama bundan sonra tattığım her şeye olan dikkatimde ve beklentimde önemli bir değişiklik olacağı kesin. Uyumlu bir ikilinin ne kadar özel bir lezzet oluşturabildiğini (1+1=3) görmek gerçekten şaşırtıcı bir deneyim oldu benim için. Farkındalık güzel şey vesselam!

This entry was posted in Şarap Deneyimleri and tagged , , . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>