Tekirdağ Bağ Rotası’nda İlk Durağımız: Chateau Nuzun

Geçtiğimiz Pazar günü, güne saat 8′de çalan saatin sesiyle başladık. Normalde ben o alarmı erteler, erteler, ertelerim ve diğer saatim çalmaya başlar, sonra bir daha çalar.. Böyle gider bu… Evimizi iş yerimin dibine taşıdığımız gün bu uyanamama alışkanlığını geliştirmeye başladım. Eskiden olsa, o servis kaçarsa 60 kilometrelik yolu nasıl gideceğim diye düşünmekten zaten uyuyamazdım!

Neyse işte, bu pazar, hoop diye zıpladım yataktan. Hızlı bir duşun ardından bir gün önceden planlanan giysiler giyildi (bunu sabahın köründe işe gidecekken bile yapmıyorum), yolluk sandviçler ve meyveler hazırlandı (çünkü çok meşgul olacaktık, kahvaltı veya öğle yemeği için rotamızdan çıkacak değildik elbette), telefonun şarjının tam olduğunu emin olunsa da yedek bir fotoğraf makinesi de alındı (gerek yokmuş herkeste fotoğraf çekebilen bir telefon var nasıl olsa) ve arabaya atlanıp Tekirdağ’a doğru yola düşüldü. Elbette fazlasıyla erken çıkmıştık yola, çünkü planı Umutay yapmıştı.

Trakya Bağ Rotası’nın Tekirdağ kısmında yer alan Chateau Nuzun‘a gitmek ilk hedefimizdi (haritayı büyütmek için resme tıklayabilirsiniz). Saat 12:00′de, Cabernet Sauvignon, Merlot, Syrah ve Pinot Noir üzümlerinin (Chateau Nuzun’un Çeşmeli’deki bağlarında üretilen üzümler) 2008 yılından itibaren gelişimini görmek üzere bir çalıştaya rezervasyon yaptırmıştık.

“Pazar günü şarap çalıştayına gidiyoruz” deyince eşim Umutay ve arkadaşımız Taylan biraz gerildilerse de pek bozuntuya vermediler. Chateau Nuzun’un, Çeşmeli Köyü’ne giden yoldan ayrılıp sola saptıktan sonra görünen heybetli binasını görünce değilse de, o binadan içeri girip kendilerini gerçek bir şato ortamında bulunca bence içlerinde, “en azından ilginç bir şeyler olacak” düşüncesiyle birlikte bir rahatlama hissetmişlerdir :)

Chateau Nuzun’un sahipleri ve yöneticileri olan Necdet & Nazan Uzun çifti uzun yıllar Amerika’da yaşamışlar. Bir gün  dünyadaki birçok girişimcinin hayalini gerçekleştirmişler ve Cisco’ya bir startup’larını satmışlar. Sonra da Necdet Bey’in söylediğine göre Amerika’daki her Türk’ün hayalini gerçekleştirip Türkiye’ye dönmüşler. Ardından, 2005 yılında Çeşmeli’deki bağları kurmuşlar ve 2008 yılında üretime başlamışlar. Sadece kendi bağlarının üzümlerini kullanarak, şato tipi şarap üretiyorlar (yani bağlarla üretim tesisi aynı yerde, böylece bağların üzerinde tüm kontrole sahip oluyorlar ve üretim zamanı geldiğinde üzümlerin uzun bir nakliye süreci geçirerek yıpranmasının önüne geçilmiş oluyor).

Uzun çifti bizi her zamanki gibi nazik ve sıcak bir şekilde, içleri gülen gözleriyle karşıladılar. Müge Hanım’la birlikte bize çok hoş ve zorlayıcı bir sofra kurmuşlardı. Dikey tadım yapacaktık, yani aynı üreticinin ürettiği bir şarabın farklı yıllardaki rekoltelerini karşılaştırarak tadım yapacaktık. Necdet Bey’in bize farklı sürprizleri de oldu. Bir iki farklı şarap, bir bordo kupajı derken, sürprizin boyutu değişti, bir de baktık gözlerimiz bağlanmış, el yordamıyla kadehimizi bulmaya, dökmeden şarabımızı içmeye çalışıyoruz. Olacak şey değil vallahi rezalet, neymiş, gözümüz kapalıyken içtiğimi şarap kırmızı mı, pembe mi, beyaz mı anlayamazmışız! Sen misin meydan okuyan, hemen atladık tabi ki ve ağzımızın payını aldık :) Ben 3 şarabın ikisinde renk tutturabildim, Umutay’ın durumunu üzülmesin diye aktarmıyorum :) orada tanıştığımız Ahmet Bey hepsini bildi ve ödülünü aldı. Biz de ceza olarak çelik tankların olduğu imalathaneye inip scoth brite süngerlerimizle yerleri, tankların içini falan ovaladık bol bol. Resimde görebileceğiniz gibi saçımı süpürge edip alın terimi feda ettim orada. Neyse sonra acıyıp elime bir sürahi şarap verdiler teselli olarak :) şaka tabi, tadacağımız şaraplardan iki tanesini doğrudan tanklardan alıp karaflarımıza doldurduk, resmi o sırada çektirdim.

Sonra gözlerimiz açılınca saatin 15:00 yani öğleden sonra 3! olduğunu görünce biraz telaşlandım. İki yere daha geleceğimizi haber vermiştik. Necdet Bey bizim için Barel Vineyards’tan Barkın Bey’i arayıp kaça kadar orada olduklarını sordu sağ olsun. Barkın Bey’i daha fazla bekletmemek için artık acele etmemiz gerekiyordu. Hızlıca bağları gezdik. Zaten henüz salkımlar tam oluşmamış olduğundan, öyle instagram’da paylaşacak rengarenk üzüm görüntüleri yoktu, biz de kendi selfie’mizi çektik.

Ardından sipariş ettiğimiz şarapları almak için bağ evine geri döndük. Dönüş yolunda Umutay’ın popüleritesi benim önüme geçmişti, telefon numarası alışverişi yaparken yakaladım kendisini. Şarap yazarı olan benim ama kendisi de sevilen bir insan, yapacak bir şey yok.

Gezimizin bundan sonraki kısmı bir sonraki yazıya bırakıp, meraklısına tadımla ilgili notlarımı aktarmak istiyorum. Mümkün olduğunca renk, aroma, burun, damak vb detayları not almaya çalıştım ayırt edici özellikleri fark edebilmek için, ama ben tek tek detaylardan daha çok şarapların bende bıraktığı genel izlenimlere odaklanıyorum tadım yaparken.

 

Bu tadımdaki tüm şarapların meşe fıçılarda olgunlaşmış şaraplar olduğunu en baştan belirteyim. Ayrıca Chateau Nuzun beyaz şarap üretmiyor şimdilik, sadece kırmızı şarap tattık. Chateau Nuzun’un 4 üzümden oluşan kupajının 2009′dan 2012′ye kadar 4 farklı rekoltesini tattık. Üzümlerin karışım oranları biraz değişse de üzüm çeşitleri bu kupajda değişmiyor.

Resimde gördüğünüz şarapları sırayla tattık:

Chateau Nuzun Cabernet Sauvignon Merlot 2008: 6 yıllık bir şarap olamasına rağmen renk hala canlı bir bordo, çok hafifçe soluklaşmaya başlamış. Sonradan kaybolsa da ilk başta hafifçe topraksı ve yeşilimsi aromalar alır gibi oldum, sonrasında meyvemsi aromalar ön plana çıktı. Asidite ve tanen dengeli, orta gövdeli bir şarap. Damakta çok uzun süre kalmıyor.

Chateau Nuzun Cabernet Sauvignon Syrah 2008: Aynı yılın Cabernet Sauvignon Merlot’una göre çok daha asidik, daha canlı bir şarap. Renk yine hafifçe solmuş olsa da canlı sayılabilecek bir bordo. Orta gövdeli, tanenleri belirgin, güçlü bir şarap. Benim damak zevkime göre biraz fazla asidik, ama Taylan’ın en çok beğendiği şaraplardan biri oldu.

Chateau Nuzun 2009 (Cabernet Sauvignon Merlot Syrah Pinot Noir): Bu şarabı ilk kokladığımızda hiç koku alamadık. Şarap aromalarını kapatmış dedikleri böyle bir şey olsa gerek. Bu nazlı şarabın tadına baktığımızda ise meyvemsiliği çok ön planda olmayan, dengeli, yuvarlak, ilk iki şaraba göre oldukça yumuşak içimi olan bir tatla karşılaştık. Orta gövdeli, rengi oldukça koyu bir bordo. Bekledikçe değişip güzelleşti ve yuvarlaklaştı.

Chateau Nuzun 2010 (Cabernet Sauvignon Merlot Syrah Pinot Noir): Renk bu tadımdaki şaraplar arasındaki en açık bordo rengiydi. 2009 rekoltesinden son derece farklı, tatlımsı, karamelimsi kokuları olan bir şarap. Orta-az gövdeli. Tadı da hafifçe mayhoştu. Bu şarabı ya seversiniz ya içemezsiniz diyebilirim.

Chateau Nuzun 2011 (Cabernet Sauvignon Merlot Syrah Pinot Noir): Bu şarabı karafa, doğrudan çelik tanktan aldık. Meşe fıçıda bekledikten sonra tanka aktarılmıştı. Diğer Chateau Nuzun kupajlarında, Cabernet Sauvignon oranı Merlot’a göre fazlayken, 2011 rekoltesinde ikisinden de eşit kullanılmış. %95ini bu iki üzüm, geri kalan %5′i Syrah ve Pinot Noir oluşturuyor. Renk oldukça koyu ve canlı bir bordo. Meşe fıçıdan gelen aromalar daha önceki rekoltelerine göre burunda daha belirgin hissediliyor. Ben bu şarapta da çok hafifçe hissedilen, meşeden gelen isli, vanilyamsı kokuları seviyorum. Asidite ve tanen belirgin. Ortanın üstünde gövdeli, güçlü, kompleks bir şarap. Birçok katılımcının favorisi bu şaraptı. Ben de çok beğendim.

Chateau Nuzun 2012 (Cabernet Sauvignon Merlot Syrah Pinot Noir): Bu şarabı da doğrudan çelik tanktan karafa aktardık. Rengi parlak, koyu bordo. Burunda meyvemsi olmakla birlikte meşe kendini hafifçe hissettiriyor, yumuşak, davetkar bir aroması var. Yine ortanın üstünde gövdeli, tanen ve asidite 2011 rekoltesine göre daha az belirgin, daha yuvarlak, dengeli bir şarap. Benim tadımdaki favorim bu şaraptı. Ancak bir sene sonra muhtemelen Chateu Nuzun 2011 favorim olacak gibi geliyor bana. Necdet Bey 2013 rekoltesinin de çok iyi olmasını beklediğini söyledi, ben de merakla bekliyorum açıkçası.

Resimde en solda gördüğünüz bordo şarabını da bize referans olması amacıyla tattık. Chateau Nuzun 2012′ye oldukça yakın, dengeli, oldukça güzel, ancak pek derinliği olmayan bir şarap bana göre. Biraz şaşırdım açıkçası, çünkü fiyat olarak masadaki şarapların hepsinden daha pahalıydı (yurt dışından alınmış olmasına rağmen). Bu, Türkiye’de şarapçılık iyi yerlere gelmiş olduğunun net bir göstergesiydi benim için.

Bu gibi tadımlar Chateau Nuzun’da bu ara düzenli olarak yapılıyor. Tadımlara katılmak için şarap blogunuz olmasına gerek yok, ilgili olmanız yeterli :) Kanun gereği şarap firmaları zaten hiçbir şekilde promosyon yapamadıklarından tadımlar ücretli oluyor. Chateau Nuzun’la irtibata geçip tadım ve benzeri organizasyonlardan haberdar olmak istediğinizi iletirseniz yeterli olacaktır. Zamanı geldiğinde lütfen rezervasyonunuz sadık olun, sonra gelmediğiniz için dolu kalan kadehleri ziyan etmeyeceğiz diye heba oluyoruz :)

This entry was posted in 30 TL'nin üzerindeki şaraplar, Şarap Deneyimleri and tagged , , , , , , , , , , , . Bookmark the permalink.

2 Responses to Tekirdağ Bağ Rotası’nda İlk Durağımız: Chateau Nuzun

  1. Ahmet Ergül says:

    Keyifle okunan bir yazı. Şöyle başlıklara bakıp geçecektim; farkına varmadan yazının tamamını okumuşum.
    Tadım notlarınız detaylı, bana göre doğru ve içten. Başarılarınızın devamını dilerim.

  2. Elif Ersin Sarıgül says:

    Çok teşekkürler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>