İsa Bal ile Şarap ve Yemek

Kayra’nın Şarap ve Yemek akşamı bu sefer sadece benim için değil, tüm katılanlar için çok özel bir akşam oldu sanıyorum. Yeni yeni kendini göstermeye başlayan yaz akşamlarından birinin tadını Mimolett’in bahçesinde, Murat Bozok’un mutfağından çıkmış yemekler (yemek demeye dilim varmıyor aslında, her biri birer sanat eseriydi) ve Kayra’nın şarapları eşliğinde çıkarıyor olmamız yetmezmiş gibi, Londra’daki 3 Michelin yıldızlı Fat Duck Restoranın Sommelier’i İsa Bal’ın yemek süresince bize eşlik etmesi ve tabaklardaki yemekler ile kadehlerimizdeki şarapların uyumundan söz etmesi keyifleri doruklara çıkardı.

İsa Bal’ın mütevazi yorumlarından mı, Murat Bozok’un yarattığı sanat eserlerini “sadece yemek” tarif edermiş gibi alçakgönüllü bir şekilde bizlere sunmasından mı, yemeklerden mi, şaraplardan mı bahsedeceğimi bilemiyorum. Sizleri bunaltmadan aklımda en çok yer eden birkaç noktadan söz etmek istiyorum.

Öncelikle, bir çorbayla (vanilyalı yer elması çorbası) Kayra Vintage Chardonnay’in buluşmasına tanık olan bir insan herhalde artık şarapla her yemeğin bir araya gelebileceğini kabullenmekte güçlük çekmez diye düşünüyorum.

Çorbadan ve kuşkonmaz salatasından sonra Fransızların takıntı şeklinde yücelttiği kaz ciğerini ilk defa bu boyutta bir porsiyonla tadınca anladım ki pek de bana göre bir yemek değil. Zaten o derece yağlı yiyecekler benim midemde daima bir huzursuzluk kaynağı olmuşlardır. (Yine de kaz ciğerini adet olduğu şekilde bir dilim tereyağlı ekmek üzerine yerleştirip bir sizin için bir fotoğrafını çektim.) Aynı şekilde meşhur Macar şarabı olan Tokaji de (İsa Bal’ın önerisiyle menüye dahil edilmiş) benim için fazlasıyla tatlıydı. Ancak kaz ciğeri ile Tokaji’yi birlikte tattığımda sommelier’lerin neden önemli insanlar olduğunu daha iyi anladım diyebilirim. Şarabın oldukça yoğun ve tatlı olan lezzeti, ağızda oldukça ağır bir his bırakan kaz ciğerinin tüm ağırlığı ve bana fazla gelen rayihasını alıp götürüyor. Uyum denen şey bu olmalı!

İsa Bey’in Tokaji konusunda anlattıklarından aklımda kalan bir nokta, bu şarabın her zaman bu tatlılıkta olmak durumunda olmadığı. Bizim içtiğimiz şarap, üzümleri tek tek toplanmış olan ve üzerinde 6 puttonyos yazan (1 litresinde 150 gram şeker bulunduğunu gözteriyor) bir şaraptı. Eğer Tokaji alacak olursanız üzerinde 3, 4, 5 veya 6 puttonyos yazıyor olabileceğine dikkat edebilirsiniz. Örneğin 5 puttonyos yazıyorsa bu şarabın 1 litresinde 125 gram şeker bulunduğunu gösteriyor olacaktır.

Son olarak sizlere ana yemek olarak menüde yer alan antrikottan çok kısa ve öz bir şekilde bahsetmek istiyorum. Eğer o yediğimiz mükemmel yumuşaklık ve lezzetteki, oldukça sade görünen yiyecek dana antrikot ise bizim bugüne kadar kasaptan dana antrikot diye alıp da evde yediklerimiz neydi?

Neyse bu konuyu daha fazla irdelemeden, Mimolett’de daha başka keyifli ve şaraplı akşamlar geçirmek ve sizlere aktarmak dileğiyle yazıma burada son veriyorum.

This entry was posted in Şarap Deneyimleri and tagged , , , . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>