Tadım Notları

Kısa bir süre önce katıldığım seminerde, Kayra Şarap Akademisi Müdürü Cüneyt Uygur’dan dinlediğimiz (kendisine sorularımıza içtenlikle verdiği cevaplar ve rahatlıkla hiç dikkatim dağılmadan dinlediğim, insanı hiç yormayan sunumu için buradan teşekkür ediyorum) sunumun son bölümünde altı adet şarap tattık.  Cüneyt Bey şarapların servisini yaparken, şarapların adlarını ve üzümleri hakkında bilgileri not alabildim, ancak ne yazık ki sizin için fotoğraf çekemedim.

Altı adet şarabı tadarken tadım ile ilgili öğrenmiş olduklarımı benim gibi acemi şarapseverlere, tadım notlarımı da tüm ilgilenenlere burada aktaracağım. Tadım notlarımı genel olarak grupta herkesin yaptığı yorumlar üzerinden oluşturmuş olsam da, bir başkasının düşüncesi olup da benim katılmadığım yorumları eklemedim :)

Sunum sırasında Cüneyt Bey’in “gövdeli” ifadesini kullandığını fark ettiğim an “işte şimdi” ampulleri beynimde yandı ve kendisine böyle demekle ne kastettiğini sordum. Bu sorunun benim gibi birçok acemi şarapseverin kafasını kurcaladığına eminim, bu yüzden kendimi kahraman gibi hissettim :) Cüneyt Bey de sağolsun sunumda yeri gelince “gövdeli” demekle neyin kastedildiğini birçok sıfat kullanarak açıklayınca anladım ki bu ifade insana gerçekten lazımmış! Yoksa tüm o açıklamaları her seferinde yapmak zor olurdu :) şarabına göre hafif gövdeli, orta gövdeli, tam gövdeli deyiveriyorsun acemi olmayan herkes anlıyor! Henüz bilmeyenler için şarapta gövdeyi kendi ifademle, şarabın yoğunluğu, ağızda bıraktığı ağırlık hissi, varlığını hissettirme şiddeti olarak tarif edebilirim.

Bunun dışında asiditenin nasıl hissedildiğini, bir şarabın yüksek tanenli olmasının ağızda bıraktığı hissi, ve muhtemelen şimdi hatırlamadığım veya o an öğrendiğimin farkına varmadığım başka şeyleri de öğrenmiş oldum.

Tattığımız altı şarabın birincisi bir köpüklü şarap, biri roze, ikisi beyaz ve iki tanesi de kırmızı şaraptı.

1. Cameo D’oro
Kayra’nın bu köpüklü şarabını tatmadan önce, köpüklü şarabın nasıl açıldığını görerek öğrenmiş oldum. Bence köpüklü şarap ile ilgili en önemli öğreti benim için buydu :) çünkü hem köpüklü oluşunun hem de yüksek asiditesinin ağzımda bıraktığı hoşuma gitmeyen his nedeniyle daha önceki izlenimlerimde yanılmadığımı ve köpüklü şarap deneyimimi derinleştirmeye pek de hevesli değilim. Tadım notlarımda Cameo D’oro’nun, orta gövdeli, yüksek asiditeli bir şarap olduğu, burunda meyve, limon ve maya aromalarının alındığı yer alıyor.

2. Terra de France, Sauvignon Blanc 2008
Bu şarabın rengi köpüklü şaraptan daha koyu olmakla beraber açık bir sarı tonu, yüksek asiditeli ve meyveli aromaları olan bir şarap. Şahsen ben bu şarabı tattığımda dilimin iki yanını yakan asiditesi nedeniyle “ben kesin beyaz şarap sevemeyeceğim” diye düşündüm ama bu düşünce çok sürmedi, birkaç dakika sonra tattığım beyaz şarabın ne kadar farklı olduğunu görünce “günün birinde belki sevebileceğim bir beyaz şarap tadabilirim” düşüncesine geçiş yaptım. Marifet renkte bitmiyormuş, şaraptan şaraba her zaman fark varmış, bunu unutmayayım.


3.Terra California Chardonnay 2006
Düşük asidite yorumunu gruptaki diğer kişilerin desteğine ihtiyaç duymadan hemen yaptım :) Ohh işte bence beyaz şarap böyle olmalı! O dilini yakan asitli şarapları nasıl içeyim bundan sonra :) Gerçi yine de benim için ideal değil, çünkü tatlı meyve ve baharat aromaları şarabın sek olduğundan şüphe etmemize neden olacak kadar tatlı bir his veriyor. Bunların dışında bu şarap, füme kokuları meşe aroması denen şeyi ilk kez hissettiğim şarap oldu.

4.Terra Kalecik Karası Roze 2009
Bu benim ömrümde ikinci roze şarap denemem oldu. İlkini Bozcaada’da Corvus’un tadım ve satış yapılan butiğinde tatmıştım. Tattığım hangi Corvus şarabıydı bilemiyorum ama somonumsu turuncumsu bir rengi vardı. Terra Kalecik Karası Roze ise canlı bir gülpembesi rengine sahip. Orta gövdeli, yüksek asiditeli, hafif tanenli, meyve ve çiçek aromaları olan bir şarap. Benim açımdan bakarsak, çok gerekirse sosyal ortamlarda modaya uymak için tekrar denenebilir.

5. Kayra Vintage Merlot 2008
Kıırmızılarla dolu kadehlere sıra gelince işte benim favorilerime geliyoruz diye sevinerek bu şarabı tattım, ancak yüksek asidite beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Yine de orta gövdeli, tanenli, meyve, baharat ve meşe kokularını barındıran, biraz havalandırıldıktan sonra gayet hoşuma gidebilecek bir şarap olduğunu düşünüyorum. Renk yoğun, koyu bir bordo – kırmızı.

6.Buzbağ Rezerv  2006 
Öküzgözü ve Boğazkere üzümlerinin harmanlanmasıyla elde edilen şaraplarının neden çok uyumlu bir lezzet sunduğunu sunumda dinlemiş olduğumdan hevesle bu şarabı tattım ve anladım ki benim için o gün tadımın bir merak olmaktan çıkıp bir keyif haline dönüştüğü tepe noktası burası :) Bu ikiliyi ilk kim bir araya getirdiyse kendisine teşekkür ediyorum. Rengi koyu kırmızı olmakla beraber ışık geçirmeyecek kadar yoğun bir kırmızı değil. Orta gövdeli, orta asiditeli, yüksek tanenli, meyve ve baharat aromaları içeren bir şarap.

This entry was posted in Şarap Deneyimleri and tagged , , , , , , . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>