Şarapla ilk aşinalığım lise yıllarında İstanbul Beyoğlu’ndaki meyhanelere uğramaya başladığım döneme denk geldiğinden, o yıllardaki şaraba dair tecrübelerim buraya aktarmak istemeyeceğim kadar renksiz elbette. Bu renksizlik tatsız sarhoşluk maceralarım olduğundan değil, tam tersine öğrenci bütçesinin kaldırabileceği sınırlar içerisinde, ne seçtiğimizi bilmeden sipariş ettiğimiz şarapları içmekte zorlanmamdan kaynaklanıyor.

Uzun yıllar şarap benim için meyhaneye gidildiğinde sipariş ettiğim, ancak çoğu zaman bir kadehini bile bitiremediğim bir içki olarak kaldı. Bu dönemde şarap ile ilgili olarak fark ettiğim ilk özellik, şarabın ısısının lezzete olan önemli katkısıydı. Sıcak yaz akşamlarında soğuk bir bardak beyaz şarap, seçim ne kadar yanlış olursa olsun içilebilir oluyordu, en azından ısınana dek :)

İleriki yıllarda, dışarıda rastgele yapılmış seçimler sonucu değil, bu işten az da olsa anlayan tanıdıkların bilinçli seçimleri sonucu alınıp ikram edilen şarapları tatma imkanım olduğunda, kırmızı şarabın da gayet lezzetli ve içilebilir olabildiğini düşünmeye başladım. Bu dönemde şarap ile ilgili fark ettiğim ikinci özellik, şarabın yapıldığı üzümlerin önemiydi. Bazı üzümlerden yapılmış şarapları daha çok keyif alarak içmemin tesadüf olamayacağını anladığımda birden kafamın içinde bir ampul yandı adeta! Ben hayattan her şeyden keyif alabilmeyi isteyen bir insandım, bu durumda şarap da hayatta keyif aldığım şeylerden biri olabilirdi, bunun için tek yapmam gereken, hangi şaraplardan keyif aldığımı bulmaktı!

Aynı dönemde, “ayy ben ne yazık ki bunu içemeyeceğim” diyerek bir kenara bıraktığım bir kadehteki kırmızı şarabın, yarım saat o kadehte durduktan sonra tekrar tadına baktığımda beni şaşırtacak kadar dingin, boğazımdan kolayca süzülerek akıp giden bir lezzete kavuştuğunu görmek, beni şarabın sadece lezzetli ve keyif veren bir içecek değil keşfedilmeyi bekleyen ve bir çok gizemi barındıran bir kültür olduğu düşüncelerine maruz bıraktı.

İşte bu süreçler sonucunda yavaş yavaş kendim de evime şarap almaya ve şarap içilebilen restoranlara gitmeye başladım. Şarap hakkında bulabildiğim her yazıyı okumaya, katılabileceğim etkinliklere katılmaya karar verdim. Bu süreçte yaşadıklarımı ve edindiğim tecrübeleri burada sizlerle paylaşacağım. Tattığım şaraplar hakkında “hmm.. meyvemsi, biraz fazla asitli, dolgun bir lezzeti var” gibi yorumlar yapabilmem için daha önümde çok yol var. Burada benden daha çok “bu şarabı tattım, şu şekilde tatmak ve yanında … yemek gerektiğini öğrendim, kolay içimli, biraz buruk bir daha hep alırım / hiç almam” vb tarzı cehaletini gizlemeyen ama öğrenmeye meraklı birinden geldiği belli olan ifadeler göreceksiniz. Eğer siz de benim gibi şarap dünyasını keşfetmeye meraklı bir acemiyseniz, bilginin paylaşınca çoğaldığına birlikte tanık olacağımızı ümit ediyorum.

This entry was posted in Şarap Deneyimleri. Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>