M. Chapoutier Petite Ruche Crozes Hermitage (2009)

Lyon’da çok ama çok sıcak atmosferli, esprili bir garsonu / şefi / işletmecisi / her işe bakan bir adamı olan bir restoranda akşam yemeği yedik. Les Lyonnais adındaki restorandan ayrılırken aldığım kartlarının üzerinde bir web adresi yazıyor, ancak bu linke tıkladığınızda gördüğünüz resimlerdeki yerleri ben görmedim. Sadece kırmızı duvarlı, tahta masalı bir restoran hatırlıyorum, o da herhalde sağda ve üstten ikinci fotoğrafa tekabül ediyor. Restorandan ayrılırken bir kartını aldım ve karttaki ilüstrasyon çok hoşuma gittiği için sizlerle paylaşmak istedim.

Saat yedide restoranın kapısına dayanıp saat 8 için rezervasyon  yaptıktan sonra (evet öyle yaptık çünkü 7de kapalılardı, sadece rezervasyon kabul ediyorlardı ve hazırlık yapıyorlardı, 8 civarında açıldılar) biraz dolaşıp kırmızı kadifelerle kaplı, kendimi rahmetli anneannemin eski salonundaymış gibi hissetmeme neden olacak kadar nostaljik dekorasyonlu bir barda birer kadeh şarap içtik. Barmen arkadaş içeri girdiğimizde bizde şarap içecek tip bulamadı herhalde ki sıcak içeceği bulunmadığını belirtme ihtiyacı hissetti. Bizse gayet havalı bir şekilde roze ve beyaz şaraplarımızı ısmarladık.

Nihayet açlıktan ölmek üzere bir halde restoranımıza gittiğimizde artık güzelce karnımızı doyurabileceğimizi sanıyor, ama çok yanılıyorduk. Çünkü hem restoranın hınca hınç dolu olması, hem bence kuzenimin bir türlü önündeki menüyü kapatmaması (kibar garsonlar siz menüyü kapatmadan başınıza dikilmez ki rahat rahat seçiminizi yapebilesiniz), hem de genelde Fransa’da gözlemlediğim bir rahat tavır nedeniyle siparişimizi yaklaşık 40 dakika sonra verebildik. Ben bir kırmızı et söyledim, kuzenim benim Fransızca anlamayacağıma güvenerek kaşla göz arasında “orta pişmiş olsun” diyerek beni tuzağa düşürmeye çalıştı ama benden kaçmadı tabii, hemen düzeltip “iyi pişmiş olsun” diye düzelttim. Her ne kadar yeni tatlar denemeyi sevsem de Fransızların kanlı et anlayışı bana biraz ters. Veya belki de henüz ters geliyor demeliyim. Neyse, zaten iyi pişmiş olanı bile biraz kanlı olabiliyor haberiniz olsun.

Sonra şarabımızı seçerken kuzenim mükemmel Fransızcasıyla adamla neler konuştu bilemiyorum ama adam menüden yukarıda resmini gördüğünüz şarabı önerdi ve bizde kabul ettik. Ben sadece Rhone vadisi bölgesinden bir şarap olduğunu anlayabilmiştim. Neyseki sonuçta gerçekten güzel, orta gövdeli, meyvemsi, bence biraz füme peynir gibi kokan bir şarabımız oldu. Mutlu ve mesut bir şekilde yemeğimizi yiyerek ve bu güzel şarabımızı içerek Lyon’a ve hatta Fransa’ya yavaş yavaş veda etmiş olduk.

Sonradan eklenen not: Şarabın yapıldığı üzüme dair bir bilgi alamadığımız için sizlere de bahsetmemişim, ancak Rhone bölgesinde genellikle Syrah üzümü yaygın olduğundan bu şarapta da ağırlıklı olarak Syrah kullanılmış olsa gerek.

This entry was posted in Şarap Deneyimleri and tagged , , , . Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>